|
TAMER AYDIN'IN HEYKELLERİ
Tamer aydın'ın heykelleri yoğun bir bütünlüğün dışa vurumudur.Hatta küçük
boyutlu olanlarında bile anıtsal bir potansiyel görülmektedir.Kendi içindeki
burulma ve dönüşleri, yerçekiminden kurtulmaya çalışıp ağırlıksız bir boyuta
geçmek istedikleri izlemini verir.Kanat ve kanatsı olarak yorumlanabilecek
formlar bu duyguyu destekler.Masif heykellerin yüzeyleri gökyüzünün ışığını
yansıtır.
Bu kesik,yırtık,parçalara ayrılmış dağılmış yüzeyler,fresk katmanlarıyla
ilişkilendirilebilirler ve bize huzurlu düşler anlatırlar.Maceranın,
geleneğin yapısal öyküsüyle birleştiği bir dünyadan bahsederler.
Yüzeyler,heykellere boyut ötesi bir izlenim verir,geçmiş ve şimdiki zamanın
katmanlarını yansıtırlar.Yüzeylerdeki Anadolu motifleri ve geometri aynı
zamanda bütün İstanbul şehir örgüsü içinde görülebilir.
Resimlerinde de paralellik gösteren bu geçmiş ve şimdiki zaman katmanları
boya olarak vücut bulur, sanki mutlu bir ailenin huzur dolu anılarını, neşe
ve müziğini içeren, neredeyse şiirsel ve düşsel bir yumuşaklık sergiler.
Boya katmanları boyunca,bilinç-bilinçaltı,hafif-ağırlıksız düşsel örgüde,
bir çeşit yalnızlık ve geçip gitmekte olan yaşamı uzaktan seyretmekte olan
kişinin yalnızlığı hissedilir.
Enstrümanı ve müziğiyle yalnız bir müzisyen,sanatıyla yalnız bir ressam
bizimle paylaştığı dünyadan söz ederken aynı zamanda bunu portre edebilmek
için araya mesafe koyar ve dışarıdan bakar.Bu,yalnızlık ve topluluğun
arasındaki bir çatışma veya tercihtir.
Tamer Aydın'ın sanatında, neredeyse hepimizi ilgilendiren kolayca
özümsenebilen bir varoluş sezinlenir.Eserleri, güneş ve gölgenin birbiriyle
kaçınılmaz ilişkisini anlatan hikayeler gibidir.
|