DERYA YILMAZ heykelde kullandığı malzeme hakkında bir de tez hazırlıyor. Ahşabın insanın aynası kültürünün derinliklerinde bulunan izlerini sürüyor. O'nun yontuları birer "Göç Nesnesi": Yorgan Yastık, Beşik gibi. Ürettiğimiz, anlatılmaz bir duyguyla bağlandığımız, değiştirmekten korktuğumuz, yaşama ilişkin anılarla, anlamlarla yüklü nesneler....Bir örnekleşen dünyamızda; ortak okumalar içeren: armağan olarak alınan-verilen, miras kalan bir tür iletişim aracı da sayabileceğimiz bu göç nesneleri kaybolurken yaşama ilişkin anlamların da kaybolduğu kaygusunu taşıyor sanatçı. Kültürdeki değişimleri, kaybolan paylaşımları bir tür bozulma olarak algılayıp kültürel bağlar kavramını sorgulama gereksinimi duyuyor ve izleyiciyi de buna davet ediyor. Çünkü bu onun yakın çevresindeki gözlemleridir ve yaşamışlıktan da gelen derinden bir duyuş ve düşünüştür O'nun için.

Türkiye bir göç ülkesi. Ülkemizde; ekonomik, sosyal göçler ile son yıllarda Balkanlardan gelen göçlerin de -daha acılı olmakla birlikte- ortak elemanları olduğunu düşünüyor sanatçı.

Bunu izleyiciye yansıtırken kullandığı dil ise yaşadığı kültür dünyasındaki yaratıcı süreci ahşap gibi başka bir malzeme ile yinelemek. Nesnelerin kendilerini değil görüntülerini kullanarak; teknik ve işçilikten oluşan emek deneyimini renk dahil özdeş gerçekçi bir dille yeniden yaşamak. Düzenlemede estetik kaygu duysada nesnenin öz ifadesini, bireysel öyküsünü titiz bir betimleme ile biçimlendirmek.

*"Ahşap Yontudan Dört Açı" adlı Heykel Sergisi kataloğundan alınmıştır.

 Prof. Meriç Hızal
İstanbul, 22.02.2000